27.08.2015

Black and Red, What else?

Hiç bir trendi uygulamayıp, en sade, basit kıyafetlerinizi çıkmak zamansız şıklığın tanımı olabilir. Benim için, özellikle de yazın en geçerli trend bu:) Kırmızı mini bir etek ile, siyah ip askılı bluzun hiç bir zaman modası geçmez. Son 2 yazdır ip askılı bluzlarda v yaka kesimler öne çıkıyor. Ben de hem duruş hem rahatlık açısından bu modelleri daha çok tercih ediyorum. Benzerleri için tık tıktık tık.




Top/Bluz: Oysho(yeni sezon)
Clutch: Miu Miu
Sunnies/Güneş Gözlüğü: Celine

21.08.2015

Selimiye

Bu güzel balıkçı kasabasına daha önce tekne ile bir kaç kere gitmiştim ama hiç gezme fırsatım olmamıştı. Öncelikle Selimiye ile ilgili şunu belirtmekte fayda var, doğası, coğrafyası çok güzel küçük bir sahil kasabası Selimiye. Ama Selimiye'den uçsuz bucaksız deniz, masmavi sular beklemek anlamsız olur, doğası gereği kapalı bir koy olduğu için su durağan burda. Selimiye'de kalıp tekne ile farklı koylara gitmek en güzeli. Zaten birazdan yazımda hepsini anlatacağım.

İlk olarak kalacak yer ile ilgili bilgi vereyim. Adada bir kaç güzel butik otel var. Swan Lake en iyilerinden biri ama fiyat olarak diğerlerine göre daha yüksek. Luna Begonvil, Selimiye Mavisi, Luca Boutique otel, Üzüm tatil evi ve Badem tatil evi bunlardan bir kaçı. Biz özel plajı olması nedeniyle Badem tatil evini tercih ettik çünkü Selimiye'deki en büyük sorunlardan biri nerede denize gireceğiniz. Oteller dışarıdan almıyor ve Selimiye'nin içerisinde su koylardaki kadar berrak değil. Aşağıda plajımı görebilirsiniz. Özellikle sabahları deniz harika oluyordu, duşu, tuvaleti, ahşap iskelesi ile beklediğimizin üstünde çıktı bu plaj. Otelin teknesi sizi plaja getirip, götürüyor.



Otel'in odaları gayet güzel, servisde çok ilgililer, istediğimiz herşeyi yaptılar diyebilirim:) Tek sınıfta kaldıkları konu benim için kahvaltı. Hem lezzet, hem de çeşit olarak bekleneni vermedi ne yazık ki. Ama manzarası ve ikramları ile onu da unuttuk diyebilirim.

Deniz anlamında en iyisi tabi ki tekne turları, harika koylarda yüzüp, değişik yerler görebilirsiniz. Bence tatiliniz 2 gününü tekne turlarına ayırın. Bir gün Selimiye civarını bir gün de Bozburun tarafını gezebilirsiniz. Biz bu tatil Bozburun tarafını gezmedik ama oralarda da çok güzel koylar olduğunu biliyorum. Betwinus bloğundan Dilem Deniz Kızı Restaurantı özellikle çok önerdi.




Akşam yemeği için alternatif çok. Biz Sardunya restaurant, Bülentin yeri ve Badem mantıyı denedik. Sardunya restaurant bence Türkiye'nin en iyi balıkçılarından biri. Yediğim herşey çok güzeldi. Bülentin yeri de zeytinyağlıları ve sütlü levrek i ile ünlü. Yemekler çok lezzetliydi ama biz yemeklerden çok Bülent beyin sohbetini ve sıcak ortamı sevdik. Badem mantı da İstanbul'daki mantıcılara göre çok iyi. Çıtır mantısını çok beğendik. Tatlı için de Paprika'nın tatlılarını çok sevdik. Neredeyse her tatlıyı denemiş biri olarak enginar tatlısı ve kestaneli, pişmaniyeli tiramisu favorilerim. Üzeri pamuk şekerli çilekli limonatası da efsane! Tatlı için bir yer daha keşfettik; Losta tatlıcısı. Keçi peynirli losta tatlısının tadı hala damağımda, midenizde yer olursa orayı da pas geçmeyin:)


Bir sonraki tatil yazısında görüşmek üzere:) Herkese iyi haftasonları!

14.08.2015

Mykonos

Herkese selamlar! Uzun zamandır bloğu ihmal ettiğimin farkındayım. Yaz rehaveti tatiller ile birleşince yazmaya fırsat bulamadım. Sizlerden de Mykonos ve Yunan adaları ile ilgili yazı istiyoruz talebi gelince özet bir yazı yazmaya karar verdim:)

Son 2 yazdır gittiğim Mykonos benim için tam bir eğlence adası. İstanbul'da gece dışarı nadir çıkan bir insan olduğum halde burdaki eğlence benim için bambaşka. Öncelikle gelelim nedenlerine:

1. İnsanlar oynuyor:) Türkiye'de en çok rahatsız edici durum bir gece klubüne gidip dikilmek ya da sürekli başkalarının bakışlarına maruz kalmak. Burada herkes eğlenmenin peşinde, herkes müzikle dans ediyor, herkes kendi havasında.

2. Yemekler inanılmaz! Özellikle benim gibi deniz ürünleri aşığıysanız Türkiye'den çok daha uygun fiyatlara çok iyi yemek yemeniz mümkün.

3. Her ne kadar plajlarda para ödense de Türkiye'de gibi bir beach club gerginliği yok. Olsa da denizi kapatmıyorlar. Özel bir giriş ücreti yok, sadece şezlonglara para veriyorsunuz.

Gelelim önerilerime. Plaj konusunda alternatif çok. Mykonos'un denizinin çok güzel olduğunu söylemeliyim. Nammos'un da içinde olduğu Psarou Beach, Kalo Livadi(Elia ve Solymar'ın olduğu), Paraga(Kahlua'nın olduğu) benim favori plajlarım arasında. 








Bu plajların içinde Nammos eğlence, deniz ve yemek anlamında 1 numara. 2 sene de Nammos'u es geçmedim. Özellikle akşam saati başlayan happy hour'da artan müzik ile herkes masa ve sandalyelerin üstünde, herkes plaj kıyafetleriyle en doğal halinde. Yemeklerini zaten anlatmaya gerek yok, kesinlikle tavsiye ederim.

Nammos'un dışında, bu sene ilk defa gittiğim Paraga'yı da çok beğendim. Denizi çok güzel. Plaj olarak da servis ve hizmet anlamında Kahlua'yı tavsiye ederim, özellikle happy hourları çok iyi. Paraga plajının sonunda bu sene yeni açılan Scorpios var. Scorpios ne yazık ki beni hayal kırıklığına uğrattı. Burunda olduğu için çok rüzgar alıyor, denizini ve plajını da hiç tavsiye etmem. Yemekleri, barı, tasarımı güzel ama plaj beklentimi karşılayamadı. Eğer yine de gidip görmek istiyorum derseniz Pazar akşamları partileri oluyor. Ünlü akınına uğrayan bu partilerde, Alessandro Ambroiso, Ana Beatriz, Brian Atwood gibi ünlüleri görürseniz şaşırmayın, gittiğim akşam hepsi oradaydı.

Denizin yine harika olduğu koylardan biri olan Kalo Livadi'ye geçelim. Geçen sene Elia beach'e gitme fırsatı bulmuştum, plajı, denizi, yemekleri çok başarılı. Solymar 2 senedir gitmek kısmet olmadı, oranın da akşam partilerinin çok iyi olduğunu duydum.

Yemek konusuna gelince, geçen sene favori restaurantlarımdan biri olan Interni bu sene beni hayal kırıklığına uğrattı. Gittiğimiz akşam Lucca-Interni gecesi olduğundan mıdır bilinmez rezervasyonumuzdan 1:30 saat sonra oturabildik. Çok kalabalıktı, müzik de bekleneni vermedi. Ama yine de daha sakin bir akşam gidin, görün derim. Yemekleri göz doyurucu. Mykonos'da benim en favori restaurantım Sea Satin. Yemekleri, atmosferi ve yemekten sonra sandalye tepesinde eğlencesiyle aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Ama bunların da ötesinde mekanı benim için bu kadar özel yapan işletmecisi Yorgos. Giderseniz Yorgos'u bulun, Türkiye'den olduğunuzu söyleyin. En iyi servis ve hizmeti alacağınıza eminim:) Bu sene yeni açılan Hakkasan da iyi bir yemek alternatifi olabilir. Onun dışında gitmediğim ama adını çok duyduğum sokak arasındaki Nikos Taverna'da önerebileceğim yerlerden. 









Akşamüstü güneşin batışının en güzel izlendiği yerlerden biri olan Little Venice'i de unutmamak lazım. Galleraki ya da yanındaki barlardan birine oturalabilir, kokteylinizin tadını çıkarabilirsiniz. Solunuzda kalan Rüzgar gülleri de Mykonos'un en önemli simgelerinden, hatıra fotoğrafı çektirmeyi unutmayın:)

Son olarak kalacak yer önerisine gelirsek. Mykonos diğer Yunan adalarına göre daha pahalı. Bu da hem merkezi, hem temiz hem de uygun fiyatlı bir otel bulmayı zorlaştırıyor. Nazos hotel bunların hepsini karşılıyor. Sahibi George Nazos da çok komik bir insan:) 

Eğer 2 kişiyseniz araba kiralamak gereksiz, ATV, Vespa gibi bir çok seçenek var. Kalabalıksanız Araba mantıklı olabilir ama bence merkezde kaldığınızda çok da gerekli olmuyor.

Umarım yardımcı olabilmişimdir, herkese mutlu haftasonları şimdiden:)

Special design for Puk Fashion by GeCe